20090209

mis

Yeni yazıların kokuları uzaklardan geledursun, uyarılara kulak asıp Mono'yla kulaklarımızın pası gitsin. Albümden önce yola düşen 'ashes in the snow' ile havamızı bulmuştuk, şimdi beklentileri tamı tamına karşılayan yepisyeni Mono albümüyle karşı karşıyayız. Şimdi burada müzikal anlamda tanımlamalara girecek kadar bilgim, donanımım yok lakin bunun, türünün hakkını verebilmiş temiz bir albüm olduğunu söyleyebilirim. Büyük halamdan alıntıyla, afiyet bal şeker olsun efendim. Şimdi kahve suyunu koymaya,

d.

20090208

üzülürcesine...

kotası taze bitmiş d. ye ve diğer sevgili "blogokurları"na (bulogokır: kamingsuuun) üzülürcesine (adeta üzüntü, iç burultusuyla) duyrulur: mono abilerimizin ve from monument to masses'ın yeni albümleri çıkmış (taze daha, şu içimize işleyememiş 2009 kokusuyla) ve gönüllerimizin kral(ı)(/içesi) sordomüzikkomda yerini almıştır. furommonümınt iniyür, mono ise şu dakikalarda beni benden alıyor.

"yeni yazıların yeşil silgi gibi kokusunu ta burdan duyar gibiyim"


c.

20090203

d. ciğim, benim interinetim yok bu aralar, planlı bir yazı gönderemiycek - hatta tükenen kotanla gönderdiğin o dehşetengiz linke tıklayamıycak - kadar acizim. bilgilerine, ay pardon bilgilerinize sunarım.

ps: bilgilerineymiş! ne o öyle sanki iki kişiymişiz gibi! koskoca internet aleminde takılıyoruz şurda lan, birileri daha vardır heralde di mi? hı? hö? öhm... neyse d. ciğim.

c.

20090202

bir

Sıfırlanan kotam
Yndi Halda'dan James Vella'nın yan projesi
a lily
yi
sunar:
*Ve farz edin ki 'yol müziği'yle etiketledim.
Afiyet olsun.
d.

20090125

Mark Jenkins



Üzülünce odanın köşelerine gitmek.








Sokak enstalasyonlarıyla;
http://www.xmarkjenkinsx.com/

kışlık müziğiyle;
Epic45 - (re)sculpted by winter.
d.




20090116

.yetmiştaksimbir.

44A isimli galerinin iki sahibinden biri, işin daha çok sanat yönüyle haşır neşir bir bey, 'Bu ismi koyduk, nedensiz, kapı numarasıydı, türkçe olsun istedik' derken pek hoş pek sade bir şekilde, türkçenin, gittiği yöne gitmesini istemediğine dokundurdu, ilerleyen dakikalarda gelişmesini umduğu galeri programından bahsederken -yazıldığı gibi okumak suretiyle- 'develobe etmek' istediği şeylerden de bahsetti oldukça genel. Konuşma gayet 'falan filan'lı. Hayır, zat elbette kendini müthiş ifade etmek zorunda değil,-türkçede-, bilmukabele kendisi de ressam olan bu adam, hizmet edemeyeceği emellere mi koşuyor bu şekilde(?) -kafam neden bu kadar karışık?-
Velhasılı tutamayacağı sözü verebilme rahatlığı, zikrim ne ise fikrim de o olsun mantığı,, köşe yazarlarının anlatım bozukluklarıyla dolu cümlelerinden de yakındımdı bir dönem.
Bir de, bunlardan bağımsız olarak, Ceyhuncuğum'la da konuştuğumuz gibi,
yaptığın işi sevmemek fenadır, dayanılmazdır ve çok geçerli bahanedir. Lakin yine de anlayamıyorum yaptığı şeyin kötü olmasına nasıl aldırmıyor insanlar, nitelik kazanmamak için gösterilen bu çaba nedendir, nereye kadardır bu memur gidişi. '2 ay da yatarım, yattığım yerden de paramı alırım' noktasına -üretimsizliğine- nasıl gelmişizdir, kabul edebilmişizdir, edebilmiş miyizdir? Tatil ihtiyacından, tembellik hakkından haberdarım elbet,,,, ama üretelim diyorum be kardeşim, icraat.

Ama işte her şey iç içe, başı ucu belli olmayan bu düşünceler, eklenecek-itiraz edilecek çok şey olan bu aymazlıklar, yarın sabah sınavı olan bu sıfatın kendinibilmezlikler.
Konu nasıl geldi buraya oturdu(mu) bilmiyorum.Ama uyumam gerek bir an önce.

*Galeri 44A açılışını yanılmıyorsam 8 Ocak günü Yılmaz Zenger'in heykel sergisi ile yapmış. Ve yine yanılmıyorsam galeriye özel işlermiş bunlar.
**tarzım değil bebeğim.
***etiket olayına girmenin vakti gelmiştir hey.

d.

20090113

Little people - a tiny street art project

"They're not pets, Susan."



& walter wanderley - summer samba
afiyet olsun.